Evet biz masala dedik kendimize. Dünyada az konuşulan dillerin müziğini harmanladık kendi ruhumuzda.Bir ateş yaktık oturduk etrafına pervaneler gibi. Sonra müziğimizle gittik uygarlığın ilk başladığı Mezopotamya'ya, sonra tarihin kutsal mekanı Ortadoğu'ya. Sonra soğuk rüzgarların geldiği ama sıcak ezgilerin eksik olmadığı Balkanlara. Sonra ezgilerin yüreğe dokunduğu Kafkaslara gittik. Hep bir ağızdan söyledik ezgileri. Mızrabımızı vurduk curaya, setara dokundurduk parmakklarımızı ve nefeslerimizi enstürmanlarımıza. Ve doğayı, hayatı, insanları tüm dillerle sevdik. Ermenice, Kürtçe, süryanice, Farsça, Gürcüce, Yunanca... |